Uluğ Bey

i

Gelmiş geçmiş En büyük Türk astronomu  Uluğ Bey 1393  yılında zamanın Timur devleti sınırları içinde bulunan Sultaniye/iran’da Doğmuştur. Timur’un torunudur. Timur 1405 yılında öldükten sonra devlet oğluna kalmış, oğlundan da Uluğ bey’e kalmıştır. Ancak Uluğ bey devletin sınırlarını geliştirmekle ilgilenmemiş, gökyüzünü keşfin çok daha önemli olduğunu düşünmüş ve tüm çabasını gökyüzünü anlamaya vermiştir. Uluğ bey hem astronom hem matematikçidir. Din işleri ile hiçbir şekilde ilgilenmemiş ilgisini de çekmemiştir. Kendisini tamamen matematik ve astronomiye adayan Uluğ bey  Özbkistan Semerkand’da 1420’de  tamamladığı bir eğitim merkezi kurmuştur. Bu merkeze zamanının bulabildiği en iyi bilimadamlarını toplamış ve oraya ders vermelerini sağlamak üzere getirmiştir. Uluğ bey bu merkezde özgürce bilimsel tartışmaların yapılabildiği, astronomi ile ilgili problemlerin rahatça ve hiçbir sınır olmadan tartışılabildiği toplantılar düzenlemiştir.

Eğitim merkezine ek olarak Uluğ bey Semerkand’da daire şeklinde, 3 seviyesi olan, 50m çapında ve 35m yüksekliğinde büyük bir gözlemevi kurmuştur. Gözlemevinin yönetimini Ali Kuşçu yapmıştır. Ali Kuşçu, Uluğ bey’in doğancıbaşıcısıdır. Lakabı buradan gelmiştir.Ali Kuşçu Semerkand’da doğup yetişmiştir. Burada iken Uluğ bey, Kadızade Rumi, ve al kashi’den matematik dersleri almıştır. Ali kuşçu Uluğ bey’in ölümü üzerine Semerkand’dan ayrılıp Akkoyunlu-Osmanlı arasında elçilik yapmak için istanbul’a gelmiş burada Fatih ile tanışmıştır. Fatih Sultan mehmet ona istanbul’da ders vermesini teklif etmiştir. Dolayısıyla bu nedenden ötürü Ali Kuşçu’dan aslında bir osmanlı bilim insanı olarak bahsetmek yanlıştır. Çünkü kendisi Timur devletinin kurucusu Timur’un torunu Uluğ bey’in kurduğu eğitim merkezinde dersler alarak bu seviyeye ulaşmıştır. Fatih sultan mehmet onun önemini anlayacak kapasitede bir hükümdar olduğundan istanbul’da kalmasını istemiştir. Bu sebeple istabul’da kalmış ve burada matematik dersleri vermiştir. Ancak daha sonra görüleceği üzere Fatih’in bu konuya verdiği değeri kendisinden sonra gelen hükümdarların vermediği, bu eğitim sisteminin oturtulamadığı ya da oturmadığı, ya da bunun istenmediği görülmüştür. Osmanlı devletinin aslında bu noktada bilimsel gelişmede kırılma ve çok önemli bir inceliği kaçırdığını, dönüm noktasının üstesinden gelmediğini görmekteyiz. Uluğ bey ve ekibi bu gözlemevinde kübik denklemlerin çözümü, binom teoremi üzerine çok önemli katkılar yapmıştır.Uluğ bey sinüs ve tanjant hesaplamalarına dair 8.’ci ondalık basamağa kadar oldukça yüksek derecede doğruluk içeren tablolar oluşturmuş trigonometri’ye çok önemli katkılar yapmıştır.  Uluğ bey sin 1° = 0.017452406437283571  olarak bulmuştur. Bugün ise sin 1° = 0.017452406437283512820 olarak bilinmektedir ve zamanı için çok yüksek bir doğruluk içermektedir. Uluğ bey’in tabloları yüzlerce yıl referans olarak Avrupa bilim adamları tarafından kullanılmış ancak daha sonra daha da ileri geliştirilebilmiştir. Bu gözlemevinde Uluğ bey bir yılı 365 gün 5 saat 49 dk 15 saniye bularak kesin değere çok yakın bir sonuç elde etmiştir. Bu değeri güneş, ay ve gezegenlerin hareketlerini izleyerek bulmuştur. Uluğ bey’in gezegenlerin (saturn, mars, jüpiter, venüs)  hareketi üzerine verileri modern çağ verilerinden sadece 2 saniye farklı idi.  Kurduğu gözlemevinde 892 gökcisminin yerini tespit ederek bir harita oluşturdu ve bu harita daha sonraki Avrupa bilim insanlarına bir rehber oluşturdu. Uluğ bey babasının tek çocuğu idi, devleti devam ettirecek güçte değildi ve kendi oğlunun isyanı ile kendi oğlu tarafından 27 ekim 1449’da öldürüldü.

Uluğ bey şöyle bir söz söylemiştir  “Her gerçek müslümanın gerçek görevi daha fazla bilimsel bilgi için çabalamaktır.”

Ulugh_Beg_3

Uluğ Bey – basılmış bir pul

 

Ulugh_Beg_observatory_2

Uluğ bey’in Semerkand’daki gözlemevinden kalan

0_111ed2_f0e0b468_orig

 

Metin Sarıyar

Reklamlar

Subbaya Sivasankaranarayana Pillai

fl24math pillai

Subbayya Sivasankaranarayana Pillai  Hintli sayı teorisyeni bir matematikçi. 1901 yılında doğmuş ve 1950 yılında hayatını kaybetmiştir. Bu isime Çukurova Üniversites’inde   mühendislik okurken kütüphanede “unsolved problems in number theory” isimli (sayılar teorisinde çözülememiş problemler) kitabı okurken rastladım. Ufak bir detaydı çok dikkatimi çekti soy ismi. O an bu soyadının mutlaka Türkiye ile bir alakası olmalı diye düşündüm. Ancak tamamen alakasız bir rastlantı da olabilir.

Hintli matematikçi sayılar teorisinde Waring problemine yaptığı katkılarla biliniyor. Ramanujan’dan beri en etkili olmuş Hintli sayı teorisyeni olduğunu söylenir. Annesi doğduktan bir yıl sonra ölmüş. 1929-1941 yılları arasında Annamalai Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak bulunmuş. Waring problemindeki en temel çalışmalarını da burada yapmış. Yaptıklarından ötürü 1950 yılında Princeton üniversitesine davet edilmiş. Harvard Üniversitesindeki uluslararası Matematik Kongresi’ne de davet edilmiş. Ancak ne yazık ki bu konferansa giderken meydana gelen uçak kazasında Mısır’da hayatını kaybetmiştir!

Matematiğe Katkıları

Sivasankaranarayana 1935 yılında waring problemini  k\ge 6 için kanıtladı. Göstermiştir ki l   sayısı  \leq (3/2)^{k}  den küçük en büyük doğal sayı olmak üzere    g(k)=2^{k}+l-2  ‘dir.

Ayrıca Pillai varsayımı, Pillai asalı ve Pillai aritmetik fonksiyonu ile de tanınan, alanında ünlü bir Matematikçidir.

Subbaya SivasAnkaraNarayana Pillai’yi saygıyla anıyoruz…

M∈tin ∫arıλar